Lot 192   Müzayedeye Dön

Giriş yapmadınız. Giriş Yap veya Teklif vermek için kayıt olun.

Müzayede Bitişi

Pazartesi, 18 Şubat 2019 21:00

2 Gün 10 Saat 5 dk

Salim ÖZÜDOĞRU



1927 yılında Amasya'nın Gümüşhacıköy Kasabasında doğmuş. İlkokula doğduğu kasabada, ortaokula Merzifon'da gitmiş, fakat babası onun işadamı olmasını istediği için oğlunu okutmamaya karar vermiş. Avukat olan babası, â??benim oğlum bir tane, onu okutup da memur yapmamâ? diyerek sermaye vermiş ve manifatura dükkanı açmış. Fakat Özüdoğru'nun resim aşkı 14-15 yıl boyunca sessiz sedasız devam etmiş. Zamanla dükkanın sermayesini tüketmeye başlayınca ne yapacağını düşünmeye başlamış. Rastgele peyzajlar çalışmaya işte o zaman başlamış. Yaptığı ilk tuval Atatürk'ün at üzerinde üniformalı resmidir. İlk kez resimden para kazanmaya başlıyor böylece 1952 yıllarında. Askerliğini Erzurum'da yapan Salim Bey, askerde de resim yapmış ve kendi deyimiyle â??subayların rsmini yaparak kral gibi yaşamışâ?. Yaptığı portreler çok beğeniliyormuş. O dönemde 500den fazla resminin Amerika'ya gittiği düşünülüyor. Tahta, kontrplak, ne bulursa üzerine resim çizmiş Hoca. İlk atölyesini Samsun Gazi Caddesi'nde açan ressam, ağırlıklı olarak Amerikalılara portre çalışmış. Evliliği de o döneme rastlıyor Özüdoğru'nun. 1954'te başlayan 50 yıllık evliliği bugün de sürüyor. O dönem damatlarının bir â??boyacıâ? olduğunu sansalar da ilk günden itibaren onu çok sevmişler. Emekli Yüzbaşı olan akrabası, Salim Bey'i maddi manevi her yönden destekleyeceği sözü ile onu Ankara'ya taşınmaya ikna etmiş. Küçükesat Dörtyol'da evleri tutuldu ve 13 sene orada yaşadılar. Ankara'daki sanat hayatının çok hareketli ve başarılı geçmesine rağmenİstanbul'a taşınmaktan geri duramamış Özüdoğru. Ne de olsa ilk gençlik yıllarını geçirdiği Samsun da bir deniz kentidir. Ve ressam gerçekten denizi özlemiştir... 1970'lerde İstanbul'a taşınan ressam, hemen atölye açmaz. Bir süre boyunca Bostancı'da kiraladıkları evde çalışmalarına devam eder. Daha sonra Kuedibi'ndeki atölyeye geçer . 1977-1981 arası beraber çalışmışlar. 1981-1994 arası bir kopukluk olmuş. Fakat bu süre içinde de aralıklı olarak görüşmeye devam etmişler. Hızı hiç kesmemişler ve bu işe çok yaramış; daha geniş alanlara yayılmışlar. Zamanla Salim Bey'in resimleri için İzmir'den, Ankara'dan müşteriler gelmeye başlamış. Öyle verimli çalışmışlar ki, Salim Bey'den tek bir resim alıp da onunla yetinen olmamış. Mutlaka üçer beşer almaya devam etmişler. Çünkü resim Türkiye'de daha çok yatırım olarak alınıyor. Alan kazanıyor, satan kazanıyor, Salim Bey'in resimleri herkese uğur getiriyor. Salim Bey'in resimleri Türk resmne inanılmaz hizmet etmiş. İlk kez resim almaya başlayan insanlar onun resimleriyle başlamış, sonra da diğer ressamlara geçmişler. Diğer ressamlara yol açmayı da bilmiş. Onunla resmi seven, ondan sonra evine resim asmaya alışan bir sürü koleksiyoner, bugün bu piyasanın tanınan isimlerinden olmuş. Bu da ikilinin Türk resmine getirdikleri ilklerden biri. Salim Bey, eski kuşağa yani bugün hayatta olmayan kuşağa â?? buna A grubu diyebiliriz â?? stil olarak da B grubuna dahil edilebilir. O renklerde, o çalışmalarda yaşı itibarıyla son temsilci. Salim Bey'den sonra akımları devam ettirecek bir ressam olduğu da tartışmalı. Son derece mütevazi olan Özüdoğru, diğer ressamlara yardım eder fakat hiçbir zaman süreli bir öğrenci almaz çünkü kendisini kısıtlamaktan kaçınır. Birisine bağlı kalıp da belli saatlerde ders vermez belli saatlerde ders vermez ama ihtiyacı olan veya ondan bilgi almak isteyenlere her zaman destek verir.