Lot 161   Müzayedeye Dön

Giriş yapmadınız. Giriş Yap veya Teklif vermek için kayıt olun.

Müzayede Bitişi

Pazartesi, 18 Şubat 2019 21:00

2 Gün 10 Saat 58 dk 52 sn

Nazmi ÇEKLİ



Nazmi Çekli 1884 yılında İzmir 'de doğmuştur. Rüştiye, İdadi ve Harbiye'yi Manastır'da bitiren Naz­mi Çekli, 1909 da buradan Mülazım Sani olarak mezun olmuş ve üç yıl süre­since Serez İdadisi resim öğretmenliğini yapmıştır. Balkan, Yemen, Birinci Dünya savaşları ile İstiklal savaşına katılmış olan genç subay, askerlik hayatında binbaşılığa kadar yükselmiş ve 1931 de emekliye ayrılmıştır. 1931-1941 yılları arasında, İzmir Eşrefpaşa Zührevi Hastahanesinde görev yapmıştır. İzmir'in kurtuluşu günlerinde Kazım Karabekir Başkanlığında toplanan iktisat kongresinde sergilediği tabloları büyük takdir kazanmış ve bizzat Ata­türk tarafından eli sıkılarak, gümüş madalya ile taltif edilmiştir. Nazmi Çekli, bu sıralarda her yıl bir resim sergisi açar ve halka sanatı sevdirmeye çalışırdı. Çal 'da büyük resmi geçit adlı tablosu Çankaya'dadır. Sanatçımız, Asker Ressamlar Sanat Derneğinin üyesi olmuş ve her yıl dernek sergilerine katılmıştır. Resme başladığı günden itibaren meydana getirdiği bütün eserleri, onun kişiliğini gösteren birer örnek olmuştur. empresyonist bir sanatçı olan Çekli'nin çalışmaları renk ve ışık doludur. O da kendinden önceki asker ressamlar gibi tabiatın kollarında durmadan çalışmış ve eserler vermiştir. Hele İstanbul, .son yıllarında onun ilham kaynağı olmuştur. Boğazın ihtişamını gözler önüne seren Çamlıcalar, Çekli'nin bir birinden güzel pek çok eserinin doğum yeridir. Çamlıca'­dan sonra, ise Boğaziçi'nin her köşesi Çekli 'yi kollarında bulmuştur. Bu sanatçımızın çok heyecanlı bir çalışma tarzı vardır. Eserlerinde renge, ton anlayışına ve dengeye çok önem verirdi. Görüşleri­ni sezileriyle birleştirir, bir sanatçı için şart olan yaratıcılığını ortaya koyma­sını bilirdi. Nazmi Çekli â??nin suluboya çalışmaları da; gerek teknik ve gerekse sağlam yapıları yönlerinden üstündür. Suluboya çalışmalarında da yağlıboyaların ­da olduğu gibi her zaman doğaya bağlı kalan sanatçı, resmin bu dallarında, özellikle İzmir 'den çok sayıda ve birbirinden güzel örnekler vermiştir. Onun suluboya'ları, tıpkı yağlı boyalarında olduğu gibi gerçek anlamda bir renk zenginiği içindedir. Hoca Ali Rıza 'nın fırçasında, Eski Üsküdar zengin tarihi ile nasıl canlanmışsa, Çekli 'nin bu suluboyaların da da İzmir, bütün geçmişi ile öylece canlanmıştır. O bütün çalışmalarında konularını seçerken, sadece yurt köşelerinin eşsiz güzelliklerini bulup çıkarmaz, onlara ruh da katardı, Konu olarak ele aldığı yer, bütün özellikleriyle ayağa kalkar, maziden ses ve nefes verirdi. Çalışırken kendisini kaybederdi. Saatlerini unuturdu. Paletine hakimdi; seri bir çalışması vardı. Bir çok eserini, daha yaptığı yerde, evine getirmeden satmıştır. Asker Ressamlar Sanat Derneğinin açtığı 1956 yılı sergisi, onun eser verdiği son sergiydi. Açılış sırasında yorgun gözleri dalıyor ve adeta kara bir haber veriyordu; "Bu belki benim son sergimdir." Konuşmalar sıra­sında da şikayetlerini gizlemiyor, "artık eskisi gibi çalışamıyorum" diyordu. Hastalanmıştı. Çalışamadığı için, üzüntü içinde her gün biraz daha eriyip gidiyordu. Nihayet 1958 yılında aramızdan ayrıldı.